Hekimlerin Hatalı Uygulamalarından Doğan Cezai Sorumluğu (Malpraktis Davaları)
Hekimlerin Hatalı Uygulamalarından Doğan Cezai Sorumluğu (Malpraktis Davaları)
Hekimlerin Hatalı Uygulamalarından Doğan Cezai Sorumluğu (Malpraktis Davaları)
Her meslek grubunda olduğu gibi hekimlerin de mesleklerinin icrası sırasında hata yapması mümkündür. Fakat bu hatalar; yapılan işlerin niteliği itibarıyla hayati sonuçlar doğurabilmektedir. İşte bu durumda hastaya tedavi veya müdahale esnasında verilen bir zarar söz konusu ise orada bir malpraktis yani tıbbi uygulama hatasının mı yoksa bir komplikasyon yani tıbbın gereklerine uygun davranıldığı halde istenmeyen durumların oluşması halinin mi ortaya çıktığı kritik öneme sahiptir.
Evvela bir tedavi için ön şart; hastanın bilinci yerinde olduğu müddetçe kendisinden yapılacak müdahale için aydınlatılmış rıza alınmasıdır. Bu rıza; hastaya yapılacak tedavinin ve sürecinin açıklanması, alternatif tedaviler ve bunların sonuçları, tedavi sonucunda veya esnasında ortaya çıkabilecek tüm olumsuz durumların anlatılması ve bunların sonucunda rızasının alınması şeklinde olup uygulamada “aydınlatılmış onam formu” olarak karşımıza çıkar. Hastanın bilincinin kapalı olmadığı hemen her durumda bu rızanın yazılı olarak alınması şarttır aksi halde yapılan müdahale baştan hukuka aykırı olur ve hekimin kasten yaralamadan cezai sorumluluğu gündeme gelir.
Bu rıza alındıktan sonra bir tedavi veya müdahale akabinde olumsuz durumların ortaya çıkması her zaman mümkündür. Eğer yapılan tıbbi müdahaleler, tıp biliminin güncel kurallarına uyumlu ve hekimin herhangi bir kusuru bulunmaksızın uygulanmış ancak buna rağmen hastada istenmeyen durumlar (komplikasyonlar) ortaya çıkmış ise bu durumda hekimin veya ilgili sağlık personelinin cezai sorumluluğuna gidilemez. Nitekim bu durumda her türlü özen gösterilmiş ve her gereklilik yerine getirilmiş ancak buna rağmen istenmeyen durumlar ortaya çıkmıştır. Bu istenmeyen durumun ölüme kadar varabilmesi mümkün olup önemli olan istenmeyen neticenin komplikasyon olarak ortaya çıkmış olmasıdır.
Eğer herhangi bir özensizlik ya da tıp kurallarına aykırılık söz konusu olur ve bunun sonucunda istenmeyen bir hal meydana gelirse burada gerek hekimin gerek diğer sağlık personelinin ve gerekse ilgili sağlık kurumlarının sorumluluğu doğacaktır. Burada doğacak sorumluluk; taksirle yaralamadan taksirle ölüme sebebiyet vermeye ya da görevi ihmalden görevi kötüye kullanmaya kadar geniş bir yelpazede olabilecektir.
Bu noktada hem hekimlerin mesnetsiz biçimde sorumlu tutulmaması hem de hastaların var ise hak kaybı yaşamaması için hukuki sürecin özenle ve titizlikle takip edilmesi elzemdir. Alınacak adli tıp raporları, hasta dosyasının hukuki gereklere uygun olup olmaması, adil bir yargılama yürütülmesi için muhakkak ciddi bir zaman ve emek harcanması gerekmektedir.