Kişisel Verilerin Kaydedilmesi
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi
Madde 135- (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.
T.C.K. Madde 135: Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu – Kapsamlı Bir İnceleme
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) bilgi güvenliği ve özel hayatın gizliliğini doğrudan ilgilendiren önemli bir maddesi, Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu. Bu madde, dijitalleşen dünyamızda bireylerin en temel haklarından biri olan özel hayatın gizliliğinin korunması noktasında hayati bir rol oynamaktadır.
I. Temel Kavramlar ve Suçun Unsurları
TCK Madde 135, "Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir" hükmünü amirdir. Bu suçun doğru anlaşılabilmesi için anahtar kavramları açıklamak gerekir:
A. Kişisel Veri Nedir?
Kişisel veri, belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Bu tanım oldukça geniştir ve sadece kişinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası gibi doğrudan kimliğini belli eden bilgileri değil; aynı zamanda fiziksel özellikleri, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, dini inancı, sağlık bilgileri, cinsel yaşamı, parmak izi, IP adresi, konum bilgisi gibi dolaylı yoldan bir kişiyi belirlenebilir kılan her türlü bilgiyi kapsar. Örneğin, bir kişinin çalıştığı şirket, hobileri, okuduğu okul da belirli durumlarda kişisel veri niteliği taşıyabilir. Önemli olan, bilginin tek başına veya diğer bilgilerle birleştirilerek belirli bir kişiye ulaşılabilmesini sağlamasıdır.
B. Kaydetme Fiili Ne Anlama Gelir?
Kaydetme, kişisel verinin bir araca, bir ortama işlenmesi, yazılması, depolanması, saklanması anlamına gelir. Bu fiil, verinin kâğıt üzerine yazılması, bilgisayar ortamında bir dosyaya kaydedilmesi, fotoğrafının çekilmesi, video kaydı yapılması, sesinin kaydedilmesi gibi çok çeşitli şekillerde gerçekleşebilir. Verinin kalıcı veya geçici olarak kaydedilmesi arasında fark yoktur; önemli olan, verinin bir şekilde fiziksel veya dijital bir ortama aktarılmasıdır. Örneğin, bir kişinin telefon numarasını not defterine yazmak da e-posta adresini bilgisayara kaydetmek de kaydetme fiiline dahildir.
C. Hukuka Aykırılık Şartı
TCK 135. maddesi için en kritik unsurlardan biri hukuka aykırılık şartıdır. Bir verinin kaydedilmesi, hukuka uygun bir sebep olmadan yapıldığında suç teşkil eder. Hukuka uygunluk halleri genellikle şunlardır:
- İlgili kişinin açık rızası: Kişi, kendi verilerinin kaydedilmesine açıkça izin vermişse bu kayıt hukuka uygundur. Bu rıza, bilgilendirilmiş ve özgür iradeye dayalı olmalıdır.
- Kanunlarda açıkça öngörülmesi: Örneğin, belirli kamu kurumlarının yasal görevlerini yerine getirirken kişisel veri kaydetme yetkisi kanunla verilmiş olabilir.
- Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasının açıklanamaması veya hayat veya beden bütünlüğünün korunması: Acil durumlarda, kişinin rızası alınamasa bile hayati tehlikesini önlemek amacıyla yapılan kayıtlar hukuka uygun olabilir.
- Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması: Örneğin, bir sözleşmenin kurulması için gerekli kişisel verilerin kaydedilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
- İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması: Kişi, kendi verilerini kamuya açık hale getirmişse, bu verilerin kaydedilmesi genellikle hukuka aykırı sayılmaz. Ancak burada da alenileştirme iradesinin sınırları önemlidir.
- Meşru menfaat: Veri sorumlusunun meşru menfaati için veri işlemenin zorunlu olması hali de belli koşullarla hukuka uygunluk sağlayabilir.
Bu hukuka uygunluk sebeplerinin yokluğunda yapılan her türlü kişisel veri kaydı, hukuka aykırı kabul edilir ve suçun oluşmasına yol açar.
D. Suçun Nitelikleri
- Şikâyete Tabi Değildir (Re'sen Kovuşturulur): TCK 135. maddedeki suç, genel kural olarak şikâyete tabi değildir. Yani, savcılık suçu öğrendiği anda kendiliğinden soruşturma başlatır dolayısıyla kişisel verilerin kaydedilmesi suçu açısından herhangi bir şikâyet süresi yoktur. Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi, davanın düşmesine neden olmaz. Dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden mağdur aleyhine işlenen suç savcılığa bildirilmelidir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılamayacaktır.
- Kastla İşlenen Bir Suçtur: Bu suçun oluşması için failin kişisel veri olduğunu bilerek ve hukuka aykırı olarak kaydetme iradesiyle hareket etmesi gerekir. Taksirle (ihmalle) işlenmesi mümkün değildir.
II. Yargıtay Kararları Işığında Senaryolar
Yargıtay, kişisel verilerin kaydedilmesi suçuyla ilgili birçok önemli karara imza atmıştır. Bu kararlar, uygulamanın nasıl şekillendiğini anlamamız açısından kritik öneme sahiptir. İşte farklı senaryolar ve Yargıtay'ın bakış açısı:
Senaryo 1: Eski Eşin Telefon Rehberini Kaydetme
- Durum: Boşanma aşamasında olan bir kişi, eski eşinin telefonunda kayıtlı tüm numaraları kendi telefonuna aktarır veya bir yere kaydeder.
- Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay'a göre, bir kişinin kendi özel alanında dahi olsa, rızası dışında başka bir kişiye ait telefon rehberini veya iletişim bilgilerini kaydetmek hukuka aykırıdır. Bu, kişinin özel hayatına müdahale niteliğindedir. Telefon rehberindeki isimler ve numaralar, o kişiye özgü ve belirlenebilir bilgiler olup, kişisel veri niteliğindedir.
- Sonuç: TCK 135. maddede düzenlenen "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçu oluşacaktır. Yargıtay, bu tür durumlarda mağdurun eş veya eski eş olmasının hukuka uygunluk sebebi oluşturmadığını açıkça belirtmiştir.
Senaryo 2: İş Yeri Güvenlik Kamerası Kayıtları ve Çalışanın Özel Hayatı
- Durum: Bir iş yeri, çalışanların giriş-çıkış saatlerini ve iş performansını takip etmek amacıyla tuvaletler ve soyunma odaları dışındaki ortak alanlara güvenlik kameraları yerleştirmiştir. Ancak, kameralardan biri, çalışanların mola verdikleri alandaki kişisel sohbetlerini de sesli ve görüntülü olarak kaydetmektedir.
- Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, iş yerinde güvenlik ve denetim amacıyla kamera bulundurulmasını prensipte hukuka uygun bulabilir. Ancak, bu kayıtların kapsamı ve amacı önemlidir. Çalışanların özel hayatına müdahale eden, mola alanındaki kişisel konuşmalarını veya dinlenmelerini de kaydeden sesli ve görüntülü sistemler, sınırları aşan ve hukuka aykırı veri kaydı niteliği taşıyabilir. Özellikle, çalışanların bu durumdan haberdar edilmemesi veya rızalarının alınmaması halinde suç oluşumu daha belirgin hale gelir.
- Sonuç: Sesli kayıt alınması, çalışanların özel hayatlarının gizliliğini ihlal eder ve TCK 135'e göre suç teşkil edebilir. Görüntülü kayıtların da amaca uygunluk ve ölçülülük ilkesine riayet etmesi gerekir. Yargıtay, işverenin denetim hakkının, çalışanların özel hayatının gizliliği hakkını ihlal etmeyecek sınırlar içerisinde kullanılması gerektiğini vurgulamıştır.
Senaryo 3: Borçlunun Sosyal Medya Profillerinden Bilgi Toplama ve Kaydetme
- Durum: Bir alacaklı, borcunu tahsil edemediği bir borçlunun sosyal medya hesaplarından (Facebook, Instagram vb.) fotoğraflarını, iş bilgilerini, aile üyelerini ve konum bilgilerini indirip kendi bilgisayarına kaydeder. Amacı, bu bilgileri kullanarak borçlu üzerinde baskı kurmak veya icra takibi sürecinde kullanmaktır.
- Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, her ne kadar sosyal medya platformlarındaki bilgiler "alenileşmiş" gibi görünse de bu bilgilerin her türlü amaçla kaydedilebileceği anlamına gelmediğini belirtir. Kişinin sosyal medya profilindeki bilgilerin kaydedilmesi, eğer bu bilgiler borçlunun rızası dışında ve borcun tahsilatıyla doğrudan ilgili olmayan veya meşru olmayan bir amaçla yapılıyorsa hukuka aykırı olabilir. Özellikle tehdit, şantaj veya kişisel baskı amacıyla yapılan kayıtlar kesinlikle suçtur.
- Sonuç: Borçlunun sosyal medya üzerinden edindiği kişisel verilerin, kanunda belirtilen hukuka uygunluk sebeplerinden biri olmaksızın kaydedilmesi TCK 135'e göre suç teşkil edebilir. Burada önemli olan, kaydedilen bilginin niteliği ve kaydedilme amacıdır.
Senaryo 4: WhatsApp Grubundaki Konuşmaların İzinsiz Kaydedilmesi
- Durum: Bir arkadaş grubu WhatsApp üzerinden sohbet etmektedir. Grubun bir üyesi, grupta yapılan tüm yazışmaları (metin mesajları, fotoğraflar, videolar) ekran görüntüsü alarak veya bir yedekleme programı kullanarak kendi telefonuna kaydeder. Grubun diğer üyelerinin bu kayıttan haberi yoktur ve rızaları alınmamıştır.
- Yargıtay Yaklaşımı: Yargıtay, kişiler arasındaki özel nitelikteki yazışmaların, sohbetlerin veya paylaşımların rıza dışı kaydedilmesini hukuka aykırı bulmaktadır. WhatsApp grubu gibi kapalı iletişim platformları, özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilir. Bu tür platformlarda paylaşılan bilgiler, kişiler arasında özel kalması beklenen nitelikte olabilir.
- Sonuç: Diğer üyelerin rızası olmaksızın WhatsApp yazışmalarının kaydedilmesi, TCK 135'e göre "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçunu oluşturabilir. Özellikle bu verilerin daha sonra üçüncü kişilerle paylaşılması veya kötüye kullanılması durumunda TCK 136 (Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme) veya 134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal) maddeleri de devreye girebilir.
III. Sıkça Sorulan Sorular
TCK 135. madde ile ilgili internette en çok karşılaşılan sorular ve yanıtları:
- Soru: Kendi telefonuma başkasının fotoğrafını kaydetmem suç mudur?
- Cevap: Eğer o kişinin rızası varsa veya fotoğraf kamuya açık bir kaynaktan elde edilmiş ve kaydetme fiili meşru bir amaç taşıyorsa suç değildir. Ancak, rızası olmadan, özel hayatının gizliliğini ihlal edecek şekilde veya kötü niyetle (örneğin tehdit veya şantaj amacıyla) kaydedilmişse, TCK 135 suçu oluşabilir.
- Soru: İş görüşmesinde adayın özgeçmişini alıp bilgisayarıma kaydetmem kişisel verilerin kaydedilmesi suçu mudur?
- Cevap: Hayır, genellikle suç değildir. İş görüşmesi bağlamında özgeçmişin alınması ve kaydedilmesi, kanundan doğan bir hakkın tesisi (iş sözleşmesi kurma) ve meşru menfaat kapsamında hukuka uygundur. Aday, özgeçmişini sunmakla bu verilerin kaydedilmesine zımnen rıza göstermiştir. Ancak, iş görüşmesiyle ilgisi olmayan ve aşırıya kaçan kişisel verilerin kaydedilmesi veya bu verilerin kötüye kullanılması suç teşkil edebilir.
- Soru: Bir arkadaşımın kredi kartı numarasını veya şifresini bilmeden, yanlışlıkla telefonuma kaydedersem suç olur mu?
- Cevap: TCK 135, kastla işlenebilen bir suçtur. Yani, bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı olduğunu da bilerek kaydetme iradesi olmalıdır. "Yanlışlıkla" veya "bilmeden" yapılan kayıtlar, kast unsuru oluşmadığı için genellikle bu suçu oluşturmaz. Ancak, bu bilgiyi elinizde tutmaya devam etmeniz ve hukuka aykırı bir amaçla kullanmaya teşebbüs etmeniz durumunda başka suçlar gündeme gelebilir.
- Soru: Mağdurun rızası olmadan yapılan kişisel veri kaydı her zaman suç mudur?
- Cevap: Hayır, her zaman değil. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, kanunda açıkça öngörülen bir durum, fiili imkânsızlık, bir hakkın tesisi veya korunması gibi hukuka uygunluk nedenleri varsa, mağdurun rızası olmasa dahi kişisel verinin kaydedilmesi suç teşkil etmeyebilir. Ancak bu istisnalar çok sınırlıdır ve sıkı şartlara tabidir.
- Soru: Bir kişinin sesini haberi olmadan kaydetmek TCK 135'e girer mi?
- Cevap: Evet, girer. Bir kişinin sesinin kaydedilmesi de kişisel veri niteliğindedir. Kişinin rızası olmaksızın veya hukuka uygunluk sebebi bulunmaksızın sesinin kaydedilmesi, TCK 135'te düzenlenen "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçunu oluşturur. Özellikle özel bir konuşmanın kaydı, aynı zamanda TCK 134'te düzenlenen "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçunu da oluşturabilir.
- Soru: Sosyal medya hesabındaki herkese açık paylaşımları kaydetmek suç mudur?
- Cevap: Eğer kişi, kendi kişisel verilerini kamuya açık hale getirmişse (yani "alenileştirmişse"), bu verilerin kaydedilmesi genellikle TCK 135 kapsamında suç teşkil etmez. Ancak, kaydedilen verilerin amacı önemlidir. Örneğin, alenileşmiş verilerin kötü niyetle (taciz, tehdit vb.) veya başka bir suçun işlenmesi amacıyla kaydedilmesi durumunda, farklı suçlar gündeme gelebilir.
- Soru: TCK 135 suçu için hapis cezası ne kadardır? Erteleme veya Adli Para Cezası uygulanabilir mi?
- Cevap: TCK 135 için öngörülen hapis cezası bir yıldan üç yıla kadardır. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi gibi seçenekleri değerlendirebilir. Ancak bu, hâkimin takdirine, sanığın sabıka kaydına ve diğer şartlara bağlıdır. Genellikle, 1 yıl ve altındaki hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilirken, bu suçun alt sınırı 1 yıl olduğu için duruma göre değerlendirme yapılır.
- Soru: TCK 135 suçu şikâyete tabi midir? Mağdur şikayetini geri çekerse dava düşer mi?
- Cevap: Hayır, TCK 135'teki kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, genel kural olarak şikâyete tabi değildir (re'sen takip edilir). Dolayısıyla, mağdurun şikayetini geri çekmesi, açılan kamu davasının düşmesine neden olmaz. Kamu davası, yargılama süreci tamamlanana kadar devam eder.
- Soru: Bir banka, müşteri bilgilerini izinsiz olarak kaydederse hangi suç oluşur?
- Cevap: Bankalar, finansal kurumlar ve diğer veri sorumluları, kişisel verileri kaydederken Kanun'dan veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine uymak zorundadır. Müşterinin açık rızası veya kanunla tanınan bir yetki olmadan müşteri bilgilerinin kaydedilmesi veya üçüncü kişilerle paylaşılması hem TCK 135 hem de TCK 136 (verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) maddeleri kapsamında suç teşkil edebilir. Ayrıca, Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) kapsamında idari para cezaları da uygulanabilir.
- Soru: Bir öğrenci, öğretmenin notlarını veya sağlık bilgilerini gizlice kaydederse ne olur?
- Cevap: Öğretmenin notları, sağlık bilgileri gibi özel nitelikli kişisel veriler, TCK 135 kapsamında korunur. Öğrencinin, öğretmenin rızası veya hukuka uygun bir gerekçe olmaksızın bu tür bilgileri kaydetmesi suç teşkil eder. Bu durumda öğrenci hakkında TCK 135 kapsamında cezai soruşturma başlatılabilir. Ayrıca okul yönetimi tarafından disiplin işlemleri de uygulanabilir.